ABD'nin İran demir yollarına yönelik yaptırımları hangi alanları kapsıyor?
ABD'nin İran demir yollarına getirdiği kısıtlamalar sonrası Tahran yönetimi, Hazar Denizi limanları ve Türkiye üzerinden tır taşımacılığı gibi alternatif kara koridorlarına yöneliyor.
ABD yönetimi, İran'ın demir yolu ağında hizmet veren üç ana kuruluşu yaptırım listesine ekleyerek Tahran'ın ulaşım ve ticaret hatlarından birine yönelik baskıyı artırdı. Bu gelişme, deniz ve hava taşımacılığına getirilen kısıtlamaların ardından İran'ın dış ticaretini ve tedarik zincirini sürdürebilmek için kara ve demir yolu koridorlarına daha fazla bağımlı hale geldiği bir süreçte yaşandı.
Evrensel'de yayınlanan habere göre, demir yolu ve otomotiv sektörlerini hedef alan son yaptırımlar, ABD Hazine Bakanlığının 1 Ekim 2026 tarihinde duyurduğu yeni paketin bir bölümünü oluşturuyor. Söz konusu paket kapsamında üç demir yolu şirketi, yedi İranlı otomotiv firması ve parça tedarik zinciriyle bağlantılı beş yabancı şirket hedef alındı. Washington yönetimi, deniz güzergahlarının daralmasıyla birlikte İran'ın kara ve demir yolu koridorlarının mal sevkiyatı ve bölgesel ticaret açısından öneminin arttığı görüşünde.
Bu, ABD'nin bir demir yolu ağını yaptırım kapsamına aldığı ilk durum değil. Rusya Devlet Demiryolları, Ukrayna savaşının başlamasının ardından finansal ve yatırım kısıtlamalarıyla karşılaşmış, Avrupa Birliği de bu kuruma yönelik yaptırım uygulamıştı. ABD daha önce 2016 yılında Kuzey Kore'nin ulaşım sektörünü de yaptırım listesine dahil etmişti.
İran demir yolu ağı, son yıllarda kademeli olarak genişlemesine rağmen deniz ve kara yolu taşımacılığıyla karşılaştırıldığında hâlâ altyapı eksiklikleri ve yetersiz yatırımlarla mücadele ediyor. Uzmanların yıpranmış ve gerçek kapasitesinin altında kaldığını belirttiği bu ağ, diğer ulaşım güzergahlarının kısıtlandığı son aylarda İran'ın tedarik zincirini ve dış ticaretini ayakta tutan önemli hatlardan biri konumuna geldi.
Demiryolları Dış Ticaret Genel Müdürü Şehriyar Nakizade, İran medyasına yaptığı açıklamada, ülkedeki demir yolu ağının yaklaşık 15 bin kilometre ana ve tali hattan, 35 binden fazla vagondan ve 500'e yakın dizel lokomotiften oluştuğunu söyledi. Nakizade'ye göre bu ağ, yıllık yaklaşık 50 milyon ton yük taşıma kapasitesine sahip.
Ancak demir yolunun ülkenin genel ulaşım sistemi içindeki payı hâlâ düşük seviyede. Şehriyar Nakizade, demir yolunun İran kara taşımacılığındaki payının henüz yüzde 10'a ulaşmadığını belirtirken, Ticareti Geliştirme Kurumu verileri ülkenin toplam ithalat ve ihracatının yaklaşık yüzde 2'sinin demir yolu ağı üzerinden yapıldığını gösteriyor. Bu sınırlı paya rağmen, diğer ulaşım güzergahlarının daraldığı son aylarda demir yolu ağının stratejik önemi giderek artmış durumda.
İran demir yolu ağı, 13 sınır kapısı üzerinden komşu ülkelerle bağlantı kuruyor. Serahs ve İnceburun sınırları Türkmenistan, Orta Asya ve Çin'e; Razi sınırı Türkiye'ye; Culfa ve Astara Azerbaycan Cumhuriyeti'ne; Haf (Khaf) Afganistan'a ve Mircave Pakistan'a ulaşım sağlıyor.
13 Nisan'dan itibaren deniz güzergahlarının kısıtlanması, demir yolu koridorlarının önemini belirgin şekilde artırdı. Bloomberg'in aktardığına göre Şian (Xi'an)-Tahran hattındaki yük treni seferleri haftada yaklaşık bir trenden her üç ila dört günde bir trene çıktı. Daha sonra bu güzergahtaki trafiğin daha da arttığına dair raporlar yayımlandı. Tesnim Haber Ajansı, ağustos ayında İran Ticaret Odası Başkan Yardımcısı Kadir Kıyafe'ye dayandırdığı haberinde, İran ile Çin arasındaki bazı demir yolu hatlarında tren seferlerinin haftada birden yediye yükseldiğini duyurdu.
Tren trafiğindeki bu artış, İran'ın Çin ile ticaretinde demir yolu güzergahlarının rolünün büyüdüğünü ortaya koyuyor. Bu hat, son aylarda İran'a mal sevkiyatı için en kritik alternatif güzergahlardan biri haline geldi. Ticaret istatistikleri de demir yolu ağının kullanımındaki artışı doğruluyor. Bu yılın ilk altı ayında demir yolu üzerinden Türkiye'ye 640 bin ton mal ihraç edildi, Afganistan'a ise 800 bin tondan fazla mal transit olarak taşındı. Orta Asya ülkeleri, Rusya ve Türkmenistan ile yapılan demir yolu ihracat ve ithalatında da yaklaşık yüzde 10 oranında artış kaydedildi.
ABD, son aylarda İran'ın farklı ulaşım sektörlerine yönelik yaptırım ve kısıtlamaların kapsamını genişletti. Deniz güzergahları ve havacılık sektörüne yönelik baskıların ardından şimdi de demir yolu ağı yeni yaptırımların hedefi oldu. Buna rağmen İran, ticaret ve transit geçişler için hâlâ alternatif seçeneklere sahip; ancak bu seçeneklerin hiçbiri tek başına güneydeki deniz güzergahlarının yerini doldurabilecek kapasitede değil. İranlı yetkililer, Hazar Denizi limanları ve kara yolu ağı dahil olmak üzere kara güzergahlarının ve kuzey koridorlarının daha fazla kullanılması gerektiğini vurguluyor.
Milletvekili İbrahim Necefi, alternatif seçenekler olarak Pakistan, Türkiye, Ermenistan ve Azerbaycan Cumhuriyeti üzerinden geçen transit güzergahların kapasitesine dikkat çekti. Bu güzergahların kullanımının arttığına dair işaretler de mevcut. Bloomberg, İran'a yönelik deniz ablukasının başlamasının ardından limanlarda yaşanan aksaklıkların, Türkiye'den İran'a kara yolu transit geçişlerine ve tırlarla mal taşımacılığına olan talebi artırdığını bildirdi. Bloomberg'e konuşan İstanbul merkezli bir nakliye şirketi, deniz kısıtlamalarının başlamasından sonra İran'a tır gönderme taleplerinin, özellikle temel ihtiyaç maddeleri, gıda ürünleri ve ayçiçeği yağı sevkiyatlarında belirgin şekilde arttığını ifade etti.
Rus ProZerno şirketi, 1 Temmuz ile 8 Eylül tarihleri arasında Rusya'dan İran'a 913 bin 700 ton tahıl sevk edildiğini açıkladı. Ancak uzmanlar, bu güzergahın kapasitesinin sınırsız olmadığını ve hava koşullarının yılın bazı mevsimlerinde kuzey Hazar limanlarının faaliyetlerini kısıtlayabileceğini belirtiyor. Bu mevsimsel kısıtlamalar, artan önemine rağmen Hazar güzergahının yılın tüm dönemlerinde diğer koridorlar için tam bir alternatif olmasını engelliyor ve bu durum İran için demir yolu ağının önemini daha da artırıyor.
Sonuç olarak, demir yolu yaptırımının asıl etkisi muhtemelen trenlerin durmasında ya da belirli bir malın fiyatındaki ani sıçramada değil; malların taşınma, tedarik ve dağıtım maliyetlerinin kademeli olarak artmasında kendini gösterecek. Bu süreç, tüm tedarik zincirini daha pahalı ve daha kırılgan hale getirebilir.
TürkAta Haber Ajansı